26 Ekim 2009 Pazartesi

Seydiler de Kuduz Hastalıgı Tedevisi

Seydiler Kasabası İscehisar ilçesine bağlı bir kasabadır.İlçenin doğusuda Afyon-Ankara kara yolu üzerindedir.İlçeye uzaklık 11.km.dir.İlmerkezine uzaklık 34.km.dir.Püskürü arazi üzerine kurulan kasabada tabiat harikası olan peri bacaları vardır.kırk inler ve çatalkayalar mevkisindeki peri bacaları Roma ve Bizans zamanında işlenerek mabet,kilise ve evler yapmışlardır.Tarihi Arkaik devre kadar uzanan bu bölgede,Yanarlar mevkisinde açılan Hitit mezarlarından o devir tarihini aydınlatacak önemli malzemeler bulunmuştur.Osmanlı dönemi vesikalarında İnlice köyü ismi alınır.Çevresindeki İnlerden dolayı bu ismi almıştır.Seyyid Hasan Basri zaviyesi kurulduktan sonra,bu ünlü zatın ismine izafeten Seydiler karyesi,Seydiler sultan karyesi ismi ile anılmıştır.Seydiler kasabası Tarihi kalınlıları ve tabiat harikası peri bacalarının yanında Kuduz hastalığının tedevisinde de kendinden söz ettirmektedir.kuduz hastalığını tedevi eden ünlü hekim Seyit Hasan Basri hazretlerinin türbesi Seydiler kasabasında bulunmaktadır.Seyid Hasan Basri Hazretleri hayatı hakkında kesin bilgiler yoktur.Elimizde bulunan vakfiyenamesi ve bu vakfiyenameye zamanla yapılan eklentiler,mülk nameler,icazetnamesi,Çeşitlizamanlarda verilmiş beratlar ile şeriye sicillerinde bulunan kararlardan edindiğimiz bilgilere göre İscehisar kazasının Seydiler kasabasında Seyyid Hasan Basri isminde kuduz hastalığını,tedavi eden bir Doktor,tekkesi olan bir derviş olarak görüyoruz.Seyyit Hasan Basri,bektaşi Menekıplarında sık sık adı geçen ünlü hekim Karaca Ahmet sultan ile çağdaş gösterilmiştir.karaca Ahmet Sultan,Beylikler zamanında yaşamış,bazı kayıtlara göre Orhan Gazi zamanını görmüştür.Buna göre Hasan Basri 13 asrın sonu 14 asrın başlarında yaşamış olması gerekir.Elimizdeki H.734/M.1333 tarihli icazetnameye göre künyesi Hasan Bin Basri bin Habibdir.Halebte tıp tahsili görmüştür icazetnamede daha sonra Karahisarı devle kadısı tarafından onaylanmıştır.Halebdeki medreseden mezun olduk tan sonra Kırşehire giderek,suluca karaca Höyük( Hacı bektaş)oturan Hacı Bektaş Veli den el almıştır.Bektaşi Menekıpnamalerine göre devrin ünlü alimlerinden Sivrihisarlı Seyyit Nurettinden ders almıştır.Burada okurken Karaca Ahmet Sultan,Yargeldi Sultan(Akşemsettin)ve Hayran Veli ile arkadaş olmuşlar.Tahsillerini tamamladıktan sonra Karahisarı Sahib e dönerler.bu dört arkadaş Şehri gezerken,susarlar,namaz vakti gelmiştir.içmek ve abdest almak için su ararlar.o sırada Karaca Ahmet elindeki asasını yere vurarak su burada olacak der.ve vurduğu yerden su fışkırır.kana kana içerler abdestlerini alırlar.zamanla bu suyun çıktığı yere çeşme yaparlar.Halen kullanılan olacak çeşmesi bu olayın hatırasıdır.kerametleri ortaya çıkınca dağılmağa karar verirler.bu Doktor,şeyh,kolonizatör Türk dervişleri kendilerine dirlik olarak verilen köylere giderler.oralarda tekkelerini kurup.halkı hem tedavi ederler.hemde ışık olup aydınlatırlar.Aşiretlerin iskanı,körelmiş yerleşim birimlerinin ışı ması,aydınlanması için çalışarak ölü olan yerleşim birimlerini hayata geçirirler.Bu ünlü dört Şeyhin tekke kurduğu Köyler
1. Seyyit Hasan Basri:İnlice köyüne gider Tekke kurar.şimdiki Seydiler Kasabası,Kuduz hastalığı nı tedevi eder.
2.Karaca Ahmet:Kağnıcılar Köyüne gider tekke kurar.şimdiki ismi Karaca Ahmet Kasabası delileri tadevi eder.
3.Hayran Veli:Kayıören köyüne gider.tekke kurar.şimdiki ismi Kayıhan kasabası.Cilt hastalıklarını tedevi eder.
4.Yargeldi Sultan:Göynük köyüne gider tekke kurar.Bayılma ve benzeri hastalıkları tedevi eder.şuan tekkeye Seyyit Hasan Basri hazretlerinin tekkenişin olan torunları bakıyor.Hasta kadın ise kadın bakıcı erkek ise erkek bakıcı Tekke sahibinin soyundan,tekkenişinin görevlendirdiğikişiler hastayı alır.Hasta günün her saati kabul edilir.Hastaya bakmakla yükümlü bu iş için deneyimli kişi önce hastayı güzelce muayene ederler.Hastanın gözlerine bakarlar.bir kab daki suyu gösterirler.üşüyüp üşüğmediğini sorarlar.kendi hastaları olduğuna kanaat getirirlerse hastayı tekkeye alırlar.Hasan Basri sandukasının önünde dua ederler.Arkasından yarım bardak tekke suyundan ve çeşmesinden alınmış yarım bardak suyun içine bir fiske kuduz tozu,bir fiske tekke toprağı karıştırılır ve hastaya üç yudumda içirilir.Daha sonra mayasız ekmek ile yağsız ve tuzsuz çorba ikram edilir.Bu ikram günde üç defa tekrarlanır.Tedevi genellikle bir gün sürer.Eğer hasta iyi olma belirtileri görülmemesi halinde tekkedeki tedavi üç gün devam eder.üçüncü gün bir miktar kuduz böceği tozu bir miktar tekke toprağı hastayı getiren kişiye verilerek,uyacağı diyetlere devam edmesi söylenir.Tekke kapısından çıkarken hasta tekke sancağı altından geçirilir.kuduran hayvan olursa aynı tedevi yapılır.Ayrıca hayvan ağılındaki veya ahırındaki bütün hayvanlar getirilerek suyundan içirilir,Gelenler mutlaka iyi olup gitmiştir.Tekkenin küllüyesi:Cami,bimarhane,Tekke,türbe,cami hamamı,misafir hane,zikirhane,çeşme, ve haziresi olduğu vakfiyename ve temlik namelerde yazılıdır.Bunlardan günümüze cami,türbe,çeşme gelebilmiştir.Kuduz hastalığı ilacını hazırlanışı:Tekkenişlerin anlattıklarına göre,heryıl Ağustos ayının başında Seydiler kasabasına bilhassa tekkenin çevresine 1 cm.büyüklüğünde kırmızı rekli kuduz böcekleri gelir,bu böcekler burada yalnız 10 gün kalır,Daha sora ortadan kaybolurlar.Böceği yalnız Tekke sahipleri toplar.başkalarının topladığı kullanılmaz.toplanan böcekler bir kutu içine konur,Hayvan orada öldüktensonra güneşte iyice kurutulur.sonra hayvan iyice ezilerek toz haline getirilir.yapılan bu kuduz ilacı kapaklı kaplarda saklanır. Kaynak Afyon Belediyesi Yayınları




Hiç yorum yok:

Facebook'ta Paylaş
Wep Tasarım Emrullah Çelik







emrullah1965@hotmail.com







  ©